Diyanet’in nefret hutbesine ortak basın açıklaması!

Diyanet’in nefret dolu hutbesine siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinden ortak açıklama…

İHD Ankara Şubesi ise, nefret hutbesinin ardından Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş hakkında suç duyurusunda bulundu.

HDK Antalya Meclisi, Antalya Ekoloji Meclisi, Antalya LGBTİ Platformu, Antalya Kadın Platformu, Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği, Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi, Antalya Nar Kadın Dayanışma, Biz Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Araştırmaları Derneği, EMEP’li Kadınlar, Halkevci Kadınlar, İMECE, İHD Antalya Şubesi, İHD Kadın ve LGBTİ Komisyonu, KESK Antalya Kadın Meclisi, HDP Antalya Gençlik Meclisi ve HDP Antalya Kadın Meclisi de ortak açıklamayla Diyanet’in nefret ve ayrımcılık dolu Cuma hutbesine tepki göstererek ortak bir basın açıklaması yayınladı.

Ortak basın açıklaması şu şekilde yayınlandı.

Diyanet İşleri Başkanı 24/04/2020 tarihinde Ramazanın ayının ilk günü okunan Cuma hutbesinde birleştirici değil , nefret ve ayrımcılık dolu ifadeler kullanmıştır.
Diyanet İşleri Başkanının Türkiye Cumhuriyet Devletin de kanunlarda yasak olmayan LGBTİ+ Türkiye Toplumuna yönelik nefret söyleminde hutbe okuyarak , kuruluş kanunlarının ve yasaların ötesine geçmiş temel hak ve hüriyetleri hedef almıştır.
Kaldı ki zina da Türk Ceza Kanununda suç olmaktan anayasa mahkemesi kararı uyarınca da ceza olmaktan çıkarılmıştır.
“1926 tarihli eski Türk Ceza Kanunu 440. Maddesinde kadınlar, 441. maddesinde de erkekler için ‘zina suçu’nu düzenliyordu. Fakat kadın için sadece ‘cinsel ilişki’nin yeterli sayıldığı suç, erkek için ‘kendi ikametinde veya diğer bir yerde başka bir kadınla herkesçe bilinecek surette ve karı-koca gibi yaşama’ koşullarına bağlanıyordu.
Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemenin eşitliğe aykırı olduğu itirazı üzerine 23 Eylül 1996’da 441. maddeyi iptal etti. Mahkemenin verdiği 1 yıllık sürede yeni düzenleme yapılmayınca zina erkekler için suç olmaktan çıktı. Ancak bu iptal üzerine bu kez zina sadece ‘kadın suçu’ haline gelmişti. Bu eşitsizliğe de itiraz üzerine Anayasa Mahkemesi 23 Haziran 1998’de 440. maddeyi iptal etti.”
HIV ahlaki değil , sadece tıbbi bir durumdur.
Hiv sadece cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon değildir. HIV, gerekli önlemler alınmazsa sadece üç temel yolla; – Kontrol edilmemiş kan nakliyle, – tedavi almayan anneden bebeğe ve – korunmasız cinsel ilişkiyle bulaşabilir. Ancak, günümüzde tüm sağlık otoriteleri tarafından kabul edilen “Belirlenemeyen = Bulaşmayan” bilimsel gerçekliği sayesinde; tedavi alan HIV pozitiflerin korumasız cinsel ilişkiyle bulaştırıcılıklarının kalmadığı kanıtlanmıştır. HIV ile yaşayan bireyler her işte çalışabilir, evlenebilir ve enfekte olmayan bebek sahibi olabilirler.
Yani bu hususta diyanetin değil , bilim insanların görüş bildirmesi yerinde olur .
1961 Anayasası Diyanet İşleri Başkanlığı’nı Anayasal bir kurum olarak düzenlemiş, genel idare içinde yer vermiş ve bu kurumun, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirmesini öngörmüştür. 1982 Anayasası, ‘Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.’ hükmü ile Başkanlığın görevlerini yerine getirirken uyması gereken kıstasları belirlemiş, Başkanlığa tarihi bir misyon yüklemiştir.
Ayrıca unutulmamalıdır ki , muhafazakar mütedeyyin LGBTİ+ Türkiye Toplumu üzerinde bu nefret söylemi din ve vicdan özgürlüğüne yönelik te bir engeldir.
Diyanet hutbesin de , Lut Kavmi, Cinsiyetsizlik, ahlaki bozulma ve sapkınlık konularından eşcinsellere atıfta bulunmasına rağmen Lut Kavmi (Sodom ve Gomore) hikâyesinin eşcinsellikten ziyade tecavüz, istismar ve sömürü ile ilgili olduğunun bilinmemesi Lut kavmine ilişkin anlayış eksikliğinden ve yeterli tarih bilgisi araştırılmamasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Çıkan infaz affı düzenlemesinde tecavüzcülerin serbest bırakılmasına sesiz kalan diyanet işleri başkanlığının
Ramazan ayında ve corona gibi bir kıyımın olduğu bu dönemde diyanetin bu şekilde nefret dilini kullanarak toplumu ayrıştıran hutbe okutmasını anlamlandıramıyoruz.Bunun yeni bir kutuplaştırma yaratarak gündemi değiştirme çabası olduğunu düşünüyoruz.

İnsanlık olarak farklılıklarımız yerine birbirimize bağlanmaya ve bir araya gelmeye özlem duyduğumuz bu günlerde özellikle ramazan ayının ilk gününde tüm insanlığa sevgiyle bir araya gelme ve barış çağrısı yapmak yerine ayırıcı, ayrımcı ve toplumu nefretle kine sürükleyen her türlü açıklamayı kınıyoruz.

ve her zaman olduğu gibi “Nefrete inat yaşasın hayat!” diyoruz…

Yazar: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir